A1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mart 21, 2014

Ordinal Numbers (Sıra Sayıları)

ORDINAL NUMBERS (SIRA SAYILARI)
İngilizce sıra sayılarını niçin öğrenmeliyiz
İngilizcede tarihi söylemek ve doğru bir şekilde yazmak için sıra sayılarını kullanırız.
Bunun dışında en bir yarışmada, ailede  kaçıncı olduğumuzu  ifade etmek için  sıra sayılarına ihtiyacımız var.
Herhangi bir rakamı sıra sayısına çevirmek için yapmamız gereken şey  ilgili sayının arkasına th eklemek olacaktır.

İstisnalar: 

1-One- /1st First, 2-Two/ 2 nd -Second, 3-Three/3rd- Third , 5-Five/ 5th-Fifth, 9-Nine/ 9th-Ninth olur. 
Sonu y harfi ile biten rakamlarda    harfi düşer ve yerine tieth getirilir. 
20 rakamından itibaren (30,40,50,60,70,80,90,100) hariç ilgili rakamın son hanesi dikkate alınarak ilgili rakam ordial/sıra sayısına çevrilir. 
Örnek: 
31st :Thirty first   Otuz birinci
32nd:Thirty second Otuz ikinci
33rd :Thirty third  Otuz üçüncü
266th = Two hundred sixty sixth – İkiyüzaltmışaltıncı
2014th= Two thousand and fourteenth- İkibin ondördüncü


Ordinal Numbers ( Sıra sayıları)

Rakamla
Yazıyla
Türkçesi
1st
 first
Birinci
2nd
second
İkinci
3rd
third
Üçüncü
4th
fourth
Dördüncü
5th
 fifth
Beşinci
6th
sixth
Altıncı
7th
seventh
Yedinci
8th
eighth
Sekizinci
9th
ninth
Dokuzuncu
10th
tenth
Onuncu
11th
eleventh
Onbirinci
12th
twelfth
Onikinci
13th
thirteenth
Onüçüncü
14th
fourteenth
Ondördüncü
15th
fifteenth
Onbeşinci
16th
sixteenth
Onaltıncı
17th
seventeenth
Onyedinci
18th
eighteenth
Onsekizinci
19th
nineteenth
Ondokuzuncu
20th
twentieth
Yirminci
21st
twenty-first
Yirmibirinci
22nd
twenty-second
Yirmiikinci
23rd
twenty-third
Yirmiüçüncü
24th
twenty-fourth
Yirmidördüncü
25th
twenty-fifth
Yirmibeşinci
26th
twenty-sixth
Yirmialtıncı
27th
twenty-seventh
Yirmiyedinci
28th
twenty-eighth
Yirmisekinci
29th
twenty-ninth
Yirmidokuzuncu
30th
thirtieth
Otuzuncu
40th
fortieth
Kırkıncı
50th
fiftieth
Ellinci
60th
sixtieth
Altmışıncı
70th
seventieth
Yetmişinci
80th
eightieth
Sekseninci
90th
ninetieth
Doksanıncı
100th
hundredth
Yüzüncü
101st
hundred and first
Yüzbirinci
102nd
Hundred and second
Yüzikinci

Cumartesi, Mart 15, 2014

Simple Present Tense(2) Negative/Question

SIMPLE PRESENT TENSE(2)
               NEGATIVE(-)
Subject  ( I/You/We/They)+don’t + V1 +Object…………
                    (he/she/it)       +doesn’t  +V1 + Object ……..

I  don’t send a message a day.  (Günde bir mesaj göndermem.)
You don’t play help your mother. (Sen annene yardımcı olmazsın)
He  doesn’t play  chess (O -erkek-  satranç oynamaz)
She  doesn’t go  to the cinema once a week. (O -kadın- piyano çalmaz.)
It  doesn’t drink  milk  (O -cansız, hayvan-  süt içmez.)
We don’t live in İstanbul  (Biz İstanbulda yaşamıyoruz)
They don’t do their homework.  (Onlar ödevlerini yapmazlar )


 Not: Olumsuz ve soru cümlelerinde does veya doesn’t kullanıldığı için fiilin sonuna "s" takısı gelmez.
She doesn’t clean the kitchen.
He doesn’t do his homework.
My daughter doesn’t study.

We don’t go to bed late.


               (?) QUESTION(Soru)
Do + I/you/we/they +V1 …………..?
Does + he/she/it        +V1 ……………?
Yes, I/you/we/they + V1 ………       Yes,he/she/it + V s/es/ies ………………
No, I/you/we/they  +don’t +V1 ………     No, he/she/it        +doesn’t V1 ………..
Short answers:
Yes, I/you/we/they + do.     Yes, he/he/it + does.
No, I/you/we/they +don’t.   No,he/she/it doesn’t.


Do you live in Bursa?
Yes, I live in Bursa.  / Yes,I do.
No, I don’t live in Bursa  / No, I don’t.

Does he do his homework regularly?
Yes, he does his homework regularly.  Yes, he does.

No,he doesn’t do his homework regularly.   No, he doesn’t.

Cuma, Mart 14, 2014

Simple Present Tense(1) Geniş Zaman

SIMPLE PRESENT TENSE(Geniş Zaman)
Simple Present Tense Türkçe’deki geniş zamanın karşılığıdır ve çok yaygın olarak kullanılır. 
  ("He,she ve it" üçüncü tekil şahıs oldukları için olumlu cümlede  fiilin sonuna "s" takısı gelir.
 Ama olumsuz ve soru cümlelerinde yardımcı fiil kullanıldığı için
"s" kullanılmaz.)


(+) AFFIRMATIVE (Olumlu)
   Subject  ( I/You/We/They) + V1 +Object…………
                    (he/she/it)             +Vs/es/ies + Object
I send a message a day.  (Günde bir mesaj gönderirim.)
You play help your mother. (Sen annene yardımcı olursun)
He plays chess (O -erkek-  satranç oynar)
She goes to the cinema once a week. (O -kadın- haftada bir kez sinemaya gider.)
It drinks milk  (O -cansız, hayvan-  süt içer.)
We live in İstanbul  (Biz İstanbulda yaşarız)
They do their homework.  (Onlar ödevlerini yaparlar )

Geniş zamanın olumlu şekli özneden sonra fiilin mastar(yalın/V1) hali getirilerek yapılır.

- I work in a school. (Ben bir okulda çalışırım.)
- You live in Bursa. (Sen Bursa’da yaşarsın.)
Ancak üçüncü tekil şahıslarda (he,she,it) olumlu cümlelerde fiilin sonuna "s/es/ies" takısı gelir.  
- She works in a bank. (O bir bankada çalışır.)
- He lives in İstanbul. (O İstanbul’da yaşar.)
- Ali does his homework in the evenings.(Ali ödevlerini akşamları yapar)
-The baby always cries.(Bebek daima ağlar)

Note: "Have'" in 3. tekil şahısla kullanımı "has" ' dir.
 I have breakfast every morning.
She has breakfast every morning.


Kullanımı:
-Tekrarlanan eylemlerde kullanılır.
Simple Present  Tense  alışkanlık, hobi, günlük bir olay, planlanmış bir olay veya sık sık tekrar eden eylemleri ifade etmek için kullanılır.

 
EXAMPLES:

- I play football.
 (Futbol oynarım)

- She does not play tennis.
 (O teniz oynamaz.)

- The plane leaves every morning at 8 am.
 (Uçak her sabah saat 8’de hareket eder.)
-My father smokes.(Babam sigara içer.)

- The train does not leave at 9am.
 (Tren saat 9’da hareket etmez.)

- She always helps her mother.
 (O hep annesine yardımcı olur.)


 -Gerçekler veya genellemelerde kullanılır

Geçmişte, bugün ve gelecekte konuşan kişinin açısından doğruluğunu hiç kaybetmeyen şeyler için kullanılır. Aynı zamanda insanlar veya diğer şeylerle ilgili genelleme yaparken bu zaman kullanılır.

 EXAMPLES:

- Cats like milk.
 (Kediler sütü sever.)
- Birds do not like milk.
 (Kuşlar süt sevmez.)
- Windows are made of glass.
 (Pencereler camdan yapılır.)


TIME EXPRESSIONS IN SIMPLE PRESENT TENSE 
Geniş zamanla en çok kullanılan zaman ifadeleri "adverbs of frequency" (sıklık zarfları) dır.
 
 
-
 always (daima)  -  She always listens to pop music. (O hep pop müzik dinler.)
- usually (genellikle) -  I usually go to cinema at weekends. (Genellikle haftasonları sinemaya giderim.)
- often (sık sık) -  They often visit us. (Bizi sık sık ziyaret ederler.)
- sometimes (arasıra) -  She sometimes writes me a letter. (Bana arasıra mektup yazar.)
- rarely (nadiren) -  She rarely smokes. ( O,nadiren sigara içer.)
- never (hiç, asla) -  I never drink alcohol. (Hiç alkol içmem.)

- every (her) - He goes fishing every Sunday. (O,Her pazar balık tutmaya gider.)
   

Perşembe, Mart 13, 2014

A little, A few (az)

A LITTLE  , A FEW

 A few, few (az)
A few ve few daima countable (sayılabilen) isimlerle kullanılır ve isimler daima çoğul olur.
- There are a few men at the bus-stop. (Otobüs durağında birkaç -az- adam var.)
- I have seen few camels so far. (Şimdiye kadar az deve gördüm.)
Few ile a few arasında fark vardır.
a few; cümleyi söyleyenin nazarında "birkaç, az ama yeterli"  anlamındadır.
few; cümleyi söyleyenin nazarında "yok denecek kadar az" anlamındadır.
- I have a few books in my bookcase. (Kitaplığımda birkaç kitap var.)
(Cümleyi söyleyene göre birkaç kitap vardır ve sayısı azdır.)
- I have few books in my book case. (Kitaplığımda az kitap var.)
(Cümleyi söyleyene göre kitap vardır fakat yok gibidir. Yani var sayılmaz.)
Very few ise ( çok az ) demektir ve sayılabilen isimlerle kullanılır.
- They bought very few things. (Çok az şey satın aldılar.)
- We saw very few people there. (Orada çok az insan gördük.)
Very few yerine only a few da kullanılabilir.
- They bought only a few things. (Çok az şey satın aldılar.)
- We saw only a few people there. (Orada çok az insan gördük.)
Quite a few ise "oldukça çok, epey"  anlamına gelir ve yine sayılabilen isimlerle kullanılır.
- There were quite a lot of people in front of the hotel. (Otelin önünde epey insan vardı.)
- I bought quite a lot of books last month. (Geçen ay oldukça çok kitap satın aldım.)

 A little, very little(az)
A little ve little daima  uncountable (sayılamayan) isimlerle kullanılır ve sayılamayan isimler çoğul olamayacağı için her zaman tekil olur.
- There is a little milk in the bottle. (Şişede biraz süt var.)
- I  drank little water this morning. (Bu sabah az su içtim.)
Little ile a little arasında fark vardır. A little cümleyi söyleyene göre "biraz, az" manasındadır. Little cümleyi söyleyene göre "yok denecek kadar az" manasındadır.
- I have a little money.  (Biraz param var.)
(Cümleyi söyleyene göre onun az miktarda parası vardır.)
- I have little money. (Az param var.)

(Cümleyi söyleyene göre onun yok denecek kadar az parası vardır. Bu cümlede “var sayılmaz ama, biraz var” manası anlaşılmalıdır.)